Salı, Aralık 25, 2007

BAYRAM VE HASTABAKICI

Bayramın ilk günü Babu'nun geleneksel aile yemeğindeydik. Her zamanki gibi yemekler çok güzeldi ve keyifliydi.
Bayramın 3. günü hasta oldum. Hala da iyileşmiş değilim. Can bana inanılmaz özen gösterdi. Ne yemek istediğimi sordu. Bana zorla onaylatarak üç öğünlük yemek listesi (yazı yerine resimlerden oluşan) hazırlayarak buz dolabının üstüne astı. Ertesi gün de unutmadı ve onları babasına hazırlattı. Benim artık başım dişim ağrımaz.
Dün pazartesi Suna Teyze'nin hazırladığı Noel yemeğine davetliydik. Sofra çok şıktı. Herkesin oturma yerlerinde isimlikler vardı. Can isimlikleri tek tek okuttu. Kendi ismi olmasından çok gurur duydu. Ela'nın atlandığını fark etti ve avaz avaz ilan etti. Lara'sıyla CD seyretti gece 23 e kadar ayaktaydı. Artık çok kibar ve uyumlu bir çocuk oldu, yaş dönemiyle ilgili herhalde. Bana sormadan hiçbir şeye el atmıyor-ki tembihliyor da değilim valla. Bazen benden gereğinden çok korktuğunu gözlerinden okuyorum, içim burkuluyor. Teyzesi de geçenlerde hamburger almak istemiş, "hamburger zararlı bir şey anneme sormadan yiyemem" demiş. Fazla mı doğru oldu bu çocuk?? Annelik akıl karı bir şey değil...

okul -ev -ofis doğumgünleri

Gündemi geriden takip ediyoruz ama yazıyoruz yine de işte görüldüğü gibi. Yavrucuğum 12 aralıkta 5 yaşını doldurdu-6 dan gün aldı vs artık ne diyorsanız. Okul ve ev doğumgünleri zaten rutinde vardı geçen senelerde. Bu senen Tak tak amca sayesinde ofis doğumgünü de eklendi. Anne o gün işe gitmedi oradan oraya koşturdu durdu.
Pasta seçimi için biraz zorlandık. Bu sene pastasını Can seçti. Seçenek sayısı arttıkça- her olayda olduğu gibi- sıkıntısı artan babamız biraz zor anlar yaşadı neyse sonunda şatolu bir pastayı bizim zorlamamamızla seçti. Okul doğumgününde pasta yediler ve dansettiler. Kızları tek tek dansa kaldırdılar.
Ev doğumgünümüze de anneanne, babu, dede, teyze, hala, amca ve kuzenler katıldı. Nuri Berkay da Can'ın özel konuğu oldu. Can bir aylık pasta hakkını yedi o gece herhalde. Bir doğumgünümüz de böyle geçti.

Pazartesi, Kasım 19, 2007

QUIZ KRALI

Geçenlerde veli toplantısı oldu. Okulla aramız çok iyi bu sene nazarım değmesin. Artık iyice alıştı. Öğretmen davranışa göre (öğretmeni dinleme, konsantre olma gibi) quiz kralı seçeceklerini söylemişti. Hemen ilk haftalarda kral olmasına çok sevindim. Bana çekmiş görev adamı oğlum. Görev dedim de- bu hafta sonu annenin bir konuşması var. Pazar günü baba-oğul taktak'ın bahçesine gittiler. Anne gidemedi ödev yaptı. Aşağıdaki resim de daha önceki gidişlerinden. Siteye koymak için bahane arıyordum- iyi oldu. Bu arada bir de tenis kursumuz var. Haftaya 6 haftalık süre oluyor. Sürenin sonunda karnemizi vereceklermiş. Can'a resim yapmasını tavsiye edebilirler. Sadece görev adamlığında değil- spor konusunda da anneye çekmiş gibi korkarım.

Salı, Kasım 06, 2007

ÇOK USLUYUM ÇOK

Bugünlerde Can'a bir haller oldu. Güniz Hanımla (Kuralsız haftanın yaratıcısı) telefonda görüşüyordum. Ona da söyledim "Melek mi oldu" dedi. Ben "evet " deyince "desene bütün emeklerimiz boşa gitti" diye güldü.
Dün akşam biraz yorgundum. Elime not yazmak üzere kullandığım bloknot geçti. Baktım bizimki yarısını resimle doldurmuş. Kızdım söylendim. Çok tatlı bir şekilde "önceden haber versen yapmazdım " dedi. Bazen bu çocuk benden daha olgun oluyor.
Babamız sıkça yok bugünlerde:
-Can, baba yok- akşam benimle yatabilirsin!!
-Hayır yatamam
-Aa, niye?
-Öğretmen tek başına yatanlara başarı sertifikası veriyor. Bu altın yıldızdan bile önemli bir şey. Hem zaten sabahları görüşüyoruz ya, anne

Cuma, Ekim 26, 2007

FADİK ABLA

Uzun bir süre yazamayınca atladım. Zavallı Fadik ablamız yeni doğan kızı "küçük Zeynep'ini " kucağına alamadan kaybetti. Dört gün küvezde kaldı bebek ve malesef iyileşemedi. Gözümüzün önünde geçti hamileliği, oğlumla birlikte elbiseler seçtiler, çok, çok üzgünüm. Allah kimseye evlat acısı vermesin. Fadik abla da bir an önce bir bebek sahibi olsun.

YA O DA ÖYLE DERSE?

-Oğlum bak hep "baba-baba- baba" diyorsun. Sıkıldım. Bir tane kız doğuracağım, hep "anne- anne -anne" desin!!
-Ya o da " baba-baba-baba" derse??

Salı, Ekim 23, 2007

GİDER MİSİNİZ?


Evimize döndük. Anne yerleşmekle kalmadı bir sürü de tadilat çıkardı. 15 gün tırnaklarım sökülene kadar ev işi yaptım (desperate housewife) yine de işler bitmedi. İşe başlamadan ancak evi yerleştirip tadilat planlarını yapabildim. Canın odası komple değişiyor. Çilekten uzaylı odası aldık bakalım nasıl olacak. Ameliyata cesaret edemedik. Şimdilik bekliyoruz. Okula başladık , iyi gidiyor bu sene daha bir okul gibi olacak, öğretmenimiz de başarılı bir kadın. Bayramda Mardin gezisi yaptık. Can süper uyumluydu. Çocuklarla kaynaştı ona çok katkısı oldu.
Geçen gün akşam yemeğe Ajlan ve Tak tak amca geldi. Tak tak amca erken kalktı Ajlan biraz daha oturmaya niyet etti. "Niyet etti " diyorum çünkü bizimki adamcağızı kibarca kovdu. Öğretmeninin talimatı gereği "okul uyku saati" 21 de mutlaka yatıyor, yatamazsa da bize kızıyor!! O gece odasına götürerek "babasının ona hikaye anlatamayacağını çünkü misafirimiz olduğunu" söyledim. "Kendi kendine uyuyabilirsin" dedim. Çok çabuk ikna (??) oldu. Nitekim ben içeri girdikten 3 dakika sonra nefis pijamalarıyla yalınayak geldi ve direk Ajlana dönerek "Okul uyku saaatinin geldiğini, babasının ona bu saatde hep hikaye anlattığını, çayını da içtiğine göre artık bir zahmet gitmesi gerektiğini" beyan etti.
Ertesi gün:
-Oğlum, evimize gelen misafirlere "git" denmez , kaba bir hareket olur.
-"Gider misiniz?" mi demeliyim?
-!!!

Salı, Eylül 18, 2007

KURALSIZ HAFTA

Anne bir süredir yoktu. Can babu ve Neriman teyze ile yazlıkta kaldı. " Pencereden sarkmamak dışında kural olmayan" bir hafta geçirdi. Her iki aile tarafından da aşırı "kuralcı" olmakla itham ediliyorum. O yüzden bu kuralsız hafta yokluğum fırsat bilinerek ilan edilmiş durumda. Dürüstçe düşündüm de aslında benim de "pencereden sarkmamak" dışında "uygulanan" pek kuralım yokmuş gibi geldi. Can pazar günü kuzenleri ile birlikte olmuş, amerikadan gelen hediyelere çok sevinmiş ve çok heyecanlanmış. Rüzgarlı havada havuza girmiş. Pazartesi akşamı ateşi çıkmış. Çok üzülen babamız -kuralcı diyenlerin yanındadır-anne ve kızkardeşini "kuralsız olunca da işte böyle oluyor " diye bir güzel paylamış. Aslında haksızlık yapmış ama yine de çok güldüm. Dönüşte müjdeyi verdim "iki yeni çocuk yetiştirme kitabı daha edindim". Pes etmek yok.
Bu arada burun etini aldırıp aldırmamak konusunda zor bir karar vermek zorundayım. Ya ameliyat olacak- ya da bu sene kreşe gitmeyecek.

Pazar, Ağustos 26, 2007

AĞAÇ EVİ


Yine tembel anne yazmayı ihmal etti. Aslında bir türlü fotoğraf işini bir düzene koyamadım. Çin'den gelen makinanın parçaları eksik çıktı. Neyse... Neriman teyze (Can "abla" değil "teyze" demeyi tercih etti) ile aramız iyi görünüyor.
Yaylaya geldik bir haftadır buradayız. Babuyu da getirdik. Bugün ben dönüyorum. Can, babu ve Neriman teyze ile bir hafta daha kalacak. Keyfimiz iyi. Burada hava bayagı serin sayılır. Hatta sık sık yağmur yağıyor. Dedemiz bize bir güzel ağaç ev yaptırmış ki anlatmakla olmaz mutlaka fotoğrafını çekmeliyim. Geçen gün bir de ışıklandırıldı. Perdeleri bile var çok güzel olmuş. ,
Deniz evimizdeki son günde Nuri Berkay'lar ziyaretimize geldiler. Can ile birlikte oynadılar ve havuza girdiler. Artık yazın son günleri-üç hafta sonra evimizdeyiz kısmet olursa...

Cuma, Temmuz 20, 2007

KİMİ SEVİYORSUN?

--Kimi seviyorsun söyle bakalım
-İkinizi de.
-Akıllandın galiba, eskiden babayı daha çok seviyorum diyordun (Assssla unutmam).
-O zaman da ikinizi seviyordum, sadece baba ile daha çok vakit geçiriyordum .
(Kimin daha olgun ve mantıklı olduğu ayan beyan ortada da olsa aşkta ve savaşta her yol mübahtır).

Perşembe, Temmuz 19, 2007

YENİ BAKICIM

İstanbul'dan döner dönmez telefon rehberi açıldı. "A" harfinden başlayarak olasılıklı kişiler arandı ve yardımcı arandığı söylendi. "N" de sevgili Nuraydan hemen yanıt geldi. Neriman Hanım ile görüşüldü ve iyi referans ile işe alındı. Neriman Hanım 47 yaşında (Birdenbire 20 yaş büyümüş olduk). Bir ay bizim Fadik (Namı diğer Menekşe) ile birlikte çalışacak. Pazartesi günü yazlığa geldi- şu anda bizim sadrazamın yatılı iki bakıcısı oldu. "Ayakkabımı kim giydireceeeek , parmak kaldırsıııın???". Neriman hanıma "yeni bakıcım " diye hitap ediyor köfte. Şimdilik herşey iyi gibi bakalım hayırlısı.

Pazar, Temmuz 08, 2007

İKİDE BİRDE

Hafta sonu baba ile İstanbul kaçamağı yaptık. Canoşu da götürecektim ama gece proğramları fazla olunca annemlere bıraktık. Sorun çıkarmadı. Telefon ile aradığımızda bu kez nedense benimle konuştu ama baba ile konuşmak istemedi. Güç bela çıktığı bir telefonda da babaya "beni ikide birde arayıp durmayın" demiş. Dumur olduk. Bu oğlan büyüdü mü aniden? Ben çok hazırlıksızım.
Bakıcı krizi çözülmedi. Canı gösterdiğim KBB ci arkadaşım ameliyat ettirmezsek okula göndermememiz gerektiğini söyledi. Bu arada Fadik 6 aylık değil 7,5 aylık hamileymiş yani durum vahimleşti. Nasıl Canı yabancı birine bırakacağız? Düşünmek bile istemiyorum.

Pazartesi, Haziran 25, 2007

GERİ GELDİK!!!

Epeydir yazamadık. Seyahatdeydik. Dönünce de çok fazla okunacak yazı - yapacak iş vardı. Bazen de usanıyorum tekno işlerden ben.
Canki - baba - ve anne tatile çıktık. Can tatilin en çok uçak kısmını beğenmiş- ben de tersi. Kreşden bir hafta (emrivaki) izin aldık. Babamız sıcağı sevmiyor. Yıl sonu gösterisi olduğu için öğretmeni bozuldu biraz. Allahım şimdiden miii???? Mini kulübe ikinci günden sonra gitmedi . Çocuklar ingilizce konuşuyordu. Animatör olarak yine babayı seçti . İlk birlikte tatil denememiz başarılıydı. (Geçen seneki İstanbul faciasından sonra bayağı başarılı- ona da pek tatil denemez).
Dönünce kreşin gösterisi oldu. İki sınıfın gösterisini birleştirmişler. Geçen sene daha iyiydi.
Hafta sonu hava çok sıcaktı. dedenin yanına yaylaya gittik. Fazlaca yiyecek faaliyeti oldu. Can da hevesle etrafta koştu durdu. Ona görev vermemizi istedi. Sonra da "sıkıldım ben bu küçük görevlerden" dedi büyük görevlerin adamı!!!

Cuma, Haziran 01, 2007

TENNIS




Can kreşin tenis kursuna katılıyor. Çarşamba günü derse aileleriniz de gelebilir demişler. Önce gidemem demiştim ama sonra, oğlumun herşeyden önemli olduğuna karar verdim. Bir saatlik tren yolculuğunda haşlama musakka olarak da olsa oğlumun aktivitesine katıldım. Arkadaşlarının ailelerini görmek için de iyi vesile oluyor bu toplantılar. O kadar ki milletle sohbet edeceğim diye neredeyse oğlanı seyredemedim. Bizimki çok janti idi. "Gözlüğüm-şapkam" derken topa çok konsantre olamadı ama olsun çok yakışıklıydı maşallah. Bize hiç pas vermedi, gayet ciddi işine baktı. Yukarıda babamızın çektiği fotoğraflar görülüyor.

Çarşamba, Mayıs 23, 2007

İYİ OLUNAN KONULAR

-Kreşde neler yapıyorsunuz, Can?
-Kızların oyunlarını bozuyoruz!
-Oğlum hiç olur mu, niye öyle yapıyorsunuz arkadaşınız onlar,
-Olmaz, Nuri öyle yapıyor benim de öyle davranmam lazım. Nuri bütün oyunlarda çok iyi, kovalamaca, top oynama, yakalama, hepsinde birinci geliyor.
-Tamam, sen de başka konularda iyi olursun,
-Hayır- ben Nuri'nin iyi olduğu konularda iyi olmak istiyorum!!!

Cumartesi, Mayıs 12, 2007

TAK TAK'IN BAHÇESİ


Geçen hafta sonu pazar günü Tak Tak amcanın bahçesine gittik. Tak Tak portakal bahçesine iki katlı bir ev yaptırdı. Can çok merak ediyor ve görmek için sabırsızlanıyordu (kendi kelimeleri). Hava inanılmaz sıcaktı ve bir gece önce ateşi çıktığı için biraz çekinerek gittik (artık hastalık yazmaya utanıyorum bu blog Can'ın hastalık günlüğü haline geldi). Can sıcağa ve hastalığına ramen çok eğlendi. Mangal yaptık, köpeği besledik, bekçinin çocukları ile oynadık. Nejat'ı hiç rahat bırakmadı. Sürekli "Tak Taaaak" diye yanına çağırdı. Babamız çok eğlendi. Gitmeye yakın ateşi 39 oldu. Aldığımız gibi banyoya soktuk. Daha suyu kurumadan ille derede balık tutacağım diye tutturdu. Daha önce vadedilen hiçbir şeyi atlamak bu çocuğun tabiatı değil. O sıcakta ve o ateş ile beyefendi balık tuttu da geri dönebildik.

Cuma, Mayıs 04, 2007

Kod adı: "CANAVAR". Arkadaşları ona kısaca "CAN" diyor.

Akşamüstü dışarı çıkmamız gerekiyordu. Kapının önünde Fadiği beklerken bizimki kaş ile göz arasında katda duran asansöre daldı ve ben yetişemeden asansör aşağıya hareket etti. Her zamanki soğukkanlılığımla çığlık çığlığa apartmanı ayağa kaldırdım. Fadik diğer asansör ile, ben yaya olarak (Zeka: yeni durumlara uyum sağlama yeteneği olarak mı tanımlanıyordu?) merdivenlerden aşağı indik. Aşağı vardığımda bekçi, kapıcının karısı, Fadik ve -meğerse ve iyi ki- asansörden Can ile inmiş olan üst komşunun arasında duran "sütü yeni dökmüş kedi" ye parmağımı sallayarak "yarın çizgi film izlememe cezasını "tebliğ ettim. Fadik kaş göz hareketi ile "not in front of people" yaptı (Tekrar: zeka ne idi?). S.O.S Anne babalara yardım kılavuzunu tekrar okumalıyım.

Cuma, Nisan 27, 2007

Ben de özledim ben de!

-Anneciğim, babayı çok özledim, bu sefer çok gitti.
-Evet oğluşum, ben de çok özledim, haklısın. Söyleyelim bir daha bu kadar uzun gitmesin.
-Nasıl söyleyeceğiz ? Erkenden gidiyor ben yetişemiyorum. Bir kere söyledim-hiç dinlemiyor!!!
Hastalığımız çok şükür geçti gibi. Ama sıkı durun!! Bu sefer de yataktan düştük. Nasıl diye sormayın. Bizim yatak biraz yüksekçe. İki hafta önce yine düşmüştü. O yüzden yatağında yatırmaya dikkat ediyordum. Ateşi olduğu için bir kaç gündür benimle yatıyor. Baba da olmayınca bir taraf boş kaldı, ben de koltukla destekledim. Geçen gün saat 5 de uyandım yatağın yanında idi. Ben de kalktı sandım, ayıkamadım uyku sersemi. Banyoya gitti ışığı açamadım diye geldi beni uyandırdı. Kalktım -sersem sepelek- elektrik kesilmişti. "Alnım morardı mı bakmak istiyorum" dedi ve aynaya bakmasıyla birlikte "morarrmııışşş" diye avaz avaz haykırmaya başladı. Aklım çıktı valla. Düşmüş nasıl becerdiyse. Alnında bozuk para kadar morluk var şimdi.

Salı, Nisan 24, 2007

Yine biraz hastayız

Pazar akşamı ateşimiz çıktı yine. Baba kapıdan dışarı çıkar çıkmaz hastayız. Tesadüftür tesadüf. İlk gece panikledim biraz 39 oldu ateşimiz. Sonra sakinledik. Tamamen geçmedi ama daha iyiyiz şimdi. Bir haftadır yine okula göndermiştim. Boyumun ölçüsünü aldım. Ne yapayım evde kalmasına da gönlüm razı olmuyor. Okulda eğleniyor. Artık bu sezon bir öyle bir böyle idare edeceğiz.

Cumartesi, Nisan 21, 2007

FİLOZOF

-Anneciğim, insanları Allah Baba yaratıyor ya,
-Evet, Can,

-Hani onlar küçük oluyorlar, yemeklerini nasıl yiyorlar?

-Anneleri yediriyor oğlum.

-Yok yani en öncekini (İlk yaratılan insanı demek istiyor hrld) kim yediriyor?

-!!!!

-Allah Baba yediriyordu herhalde...

-Herhalde Can (Anne hala bu sorunun cevabını düşünüyor).